Derimizin ve tırnaklarımızın dış katları bir çeşit protein olan keratinden oluşur. Saçlarımız da öyledir.

Bir insanın başında ortalama 100 bin saç teli bulunur. Her bir saç teli, derinin altındaki keseye benzeyen saç kökünden çıkar.

Minicik saç kökü bir fabrika gibi gece-gündüz çalışarak saç telini üretir, korur, besler ve büyütür. Kanını, canını, yağını, rengini, parlaklığını verir.

Her saç telinin belirli bir ömrü vardır. Ömrü dolan tel dökülür. Günde 50-100 saç telinin dökülmesi normaldir. Mevsim değişikliklerinde, özellikle baharlarda, hastalıklarda, büyük sorunların yaşandığı günlerde, stres sırasında dökülen saçların artışı da normaldir. Ancak, bu durumlar söz konusu değilse ve her gün 100 telden fazlası, dökülüyorsa nedenleri araştırmak gerekir. Saç dökülmesini arttıran nedenlerin başında kişilerin doktor kontrolü olmadan başlayıp, sürdürdükleri diyet ve rejimler gelir.

Vücudun her organı gibi saçlarında sağlıklı ve güçlü olması beslenmeye bağlıdır. Kız ve kadınlarımızda demir eksikliğine bağlı anemi çok yaygındır. Uzman bir doktora başvurduğunuzda, önce vücudunuzdaki demir ve çinko düzeyini bilmek isteyecektir. Eksik mineral ve vitaminleri aldığınızda sorun ortadan kalkacaktır.

Doktor, hormon tahlili de isteyebilir. Özellikle tiroid hormonunun yetersizliği saç dökülmesine yol açar.

Hamilelik, düşük ve doğum olayları da saç dökülmesine neden olabilir. Bütün bu nedenleri bilmeden, araştırmadan yapılan reklamlara kanmak, onun bunun tavsiyesine uymak, zaman ve para kaybına sebep olabilir. Hatta saç köklerine zarar verip kalıcı saç dökülmesine yol açabilir. Saç kökleri zarar görmedikçe saç dökülmesini durdurmak ve saç çıkmasını sağlamak mümkündür. Yeri gelmişken incelmiş ya da saç çıkışı azalmış bölgeye sarımsak uygulamanın saç köklerine yarar değil zarar verdiğini de hatırlatalım.


Orta Yaş ve Saçlar

Her bir saç teli ayda 12 mm kadar büyür. Büyüme bazı insanlarda 2 ile 6 yıl arasında değişir. Çünkü saçların yüzde 15’i, 2 ile 6 yıl arasında büyümeyi durdurup, dinlenir. Dinlenen saçlar bu sürenin sonunda dökülür ve yenileri çıkmaya başlar.

İnsanların, özellikle kadınların gözlerinde saçların büyük değeri vardır. Çünkü kişinin görünümüne büyük katkıda bulunurlar.

Kadınların saçlarına verdikleri değer saçlarla ilgili büyük bir endüstrinin kurulmasına neden olmuştur. Cilt bakımı endüstrisinde olduğu gibi saç bakımı endüstrisinde de ana hedef orta yaştır. Çünkü ortalama her üç kadından biri saç dökülme sorunu yaşamaktadır. Saçlar giderek güçlerini, parlaklıklarını kaybedip, seyrekleşmiştir. Ve hepsinden önemlisi cilt ve saç endüstrisi kadınları yaklaşan yaşlılıkla korkutmaktadır.

Gerçekte her söylenene inanmamak ve korkmamak gerekir. Saç konusu büyük ölçüde anne ve babadan kalıtım yoluyla alınan genlerle ilgilidir.

Bunun dışında önem taşıyan kişinin yaşı, saçlarına gösterdiği özen, geçirdiği hastalıklar, aldığı ilaçlar, yaptığı düşük ve doğumlar ile beslenmelidir.

Orta yaş ilerledikçe ciltte ve saçlarda değişiklikler olur. Deri giderek kurur, kırışır, sarkar ve lekeler oluşur. Saçlar zayıflar ve incelir. Kırlaşma ve dökülme artar. Menopoz döneminde de bazı kadınların saçlarıyla ilgili sorunları çoğalır, dönem sonunda normale döner.

Orta yaşlarda saçlarda ortaya çıkan sorunların büyük bir bölümünün temellerini 30’lu ve 35’li yaşlarda kişinin kendisi atar. Her saç telinin canlı olduğunu, suya(neme) ihtiyaç duyduğunu unutur.

Saç telinin canlılığını, parlaklığını gideren, onu kurutup, kıran nedenlerin başında sıcak ve kuru hava, kimyasallar, fiziki baskı gelir.

“Sıcak ve kuru hava” dediğimizde akla güneş ışınları ile saç kurutma makineleri, sıcak pres ve perma gelmelidir. “Kimyasallar” dendiğinde önce saç boyaları, renk açıcılar, şampuanlar ve diğer kozmetikler düşünülmelidir. “Fiziki baskı” sıcak maşalar ve bigudiler ile yapılır. Özellikle ıslak saçı tararken aceleci olmak sert hareketlerle fırçalayıp, taramak saçlara ve saç köklerine büyük zararlar verir.

Orta yaşlarda pişmanlık duymamak için kadınlarımızın 30-35 yaşlarından itibaren saçlarına özen göstermeleri gerekir.