İnsanlara en büyük düşmanlarının şeytan olduğunu duyuran ve insanları şeytandan ve yardımcılarından korumaya çağıran Yüce Allah’tır.

Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de, şeytanın insan nesline duyduğu kıskançlık ve düşmanlığın ilk insanla başladığını ve kıyamete kadar süreceğini anlatır.

Şeytan, insanları doğru yoldan saptırmak, bozgunculuk yapmak, aile ve toplumda sorunlar çıkarıp insanları cehennemlik yapmak için Yüce Allah’tan izin almıştır.

İnsana duyduğu kıskançlık, kin ve düşmanlık yüzünden dinden çıkmayı ve cehennemlik olmayı kabul etmiştir.

Kur’an’a göre şeytanın kandırıp, cennetten ve doğru yoldan saptırdığı ilk insanlar Hz. Adem ve eşidir. Yüce Allah, emirlerine karşı çıkıp, şeytana uydukları için Hz. Adem ile eşini ceza olarak cennetten çıkarıp, dünyaya sürmüştür. İnsan nesli ilk insanlar olan Hz. Adem ve eşinden türemiştir. Hz. Adem’in eşinin adı Kur’an’da geçmez. Hz. Adem’in eşinin, Adem’in sağ böğründeki on üçüncü kaburga kemiğinden yaratıldığını (!) ve Hz. Adem’in eşine “Havva” adını verdiğini Tevrat duyurur.

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz insanları, dostları gibi düşmanlarını da iyi tanımaya çağırır, şeytan ve yardımcıları hakkında geniş bilgi verir ve uyarır.

Bu bilgilere göre şeytan ateşten yaratılmıştır. Yardımcılarını cinler ve insanlar arasından seçer. Dostluk ve yakınlık kurduğu kişiler çoğu zaman din, iman konularından, Allah korkusundan uzak kişilerdir.

Şeytan ve yardakçılarının en büyük özellikleri Allah’tan korkmalarıdır. Yüce Allah’ın güç ve cezasından korunmak için, insana en çirkin, en kötü işleri yaptırdıkları zaman bile Yüce Allah’a sığınıp, “Şahit ol Rabbim. Bu kötü işi akıl, fikir verdiğin kulun yaptı. Ben suçsuzum” derler.

          Gerçekte, suçladıkları o kula ve kötü işi yapmasını fısıldayanlar, düşündürenler, azdıranlar şeytan ve yardakçılarıdır. Görevleri, kula Allah’ın yasakladığı iş ve eylemleri yaptırıp, kulu günaha ve zor durumlara sokmaktır. Allah’ın kurallarının dünyada ve ahirette mutlu ve huzurlu yaşamalarını istemezler.

                                  

Şeytan Ne Yapar?

         

Şeytanı şeytan yapan özelliklerin hepsi şeytanın yardımcılarında da görülür. Bu özelliklerin başında insanı aldatıp, kandırmak gelir. İnsanları kandırıp, aldatmada tam bir ustadır. Ağzı iyi laf yapar, çok konuşur. Güzel ve inandırıcı konuşur. Anlattıklarının çoğu yalandır.

Etkilemek istediği kulu yüceltip, aşırı değer verir. Gurur ve kibir sahibi olmasına destek olur.

Kişiyi gezip - tozmaya, eğlenmeye, yiyip – içmeye, hovardalığa, dünya nimetlerinden yararlanmaya teşvik eder. Amacı insanı çalışmaktan ve Allah’ın emirlerini yerine getirmekten alıkoymaktır.

İnsan, iş ve güçten, ibadetten uzaklaştıkça şeytanın eksenine daha çok girer.

İsraf şeytandandır. Para ve mal yığmak da şeytandan gelir. Bu iki tutum birbiriyle çelişiyormuş gibi görünse de doğrudur. Kişi, Allah rızası için birisine veya birilerine yardımcı olmayı, sadaka vermeyi düşünse şeytan onu açlık ve fakirlikle kokutup, engel olur. Zekât ve sadaka vermesine karşı çıkar. Fakat gezip – tozma, süslenme, varlıklı, bonkör görünme söz konusu olunca daha çok harcamasını telkin eder. Kumar ve içki alışkanlığı bu konuda en güzel örneklerdir.

Yüce Allah çalışmayı, helâlinden kazanmayı, emeğinin karşılığını almayı emreder, tembeli ve tembelliği sevmez. Şeytan ise insanı tembelliğe, zorluklardan kaçınmaya, az emekle çok kazanmaya iter. Şeytana uyan helâl – haram düşünmez, rahatını bozmadan, zahmete girmeden çok para kazanmak ister.

Bir toplumda çalışmadan para kazanmak isteyenlerin artması hem toplumu oluşturan bireylere, hem ailelere hem de topluma büyük zararlar verir, hak – hukuk ve adalet inancı zayıflar. Hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet ve soygunlar artar. İnsanların birbirlerine olan güvenleri sarsılır, güçlü zayıfı ezer.

Yüce Rabbimiz, kulunun elindeki işi bitirir bitirmez yeni bir işe başlamasını emrederken kulunu şeytandan gelen kışkırtıcı, azdırıcı, çirkin dürtülerden korumak ister. Çünkü şeytan eli boş kişiyi çok çabuk etkiler. Suça, şehvete, ahlâk ve yasa dışı işler yapmaya zorlar.

Yüce Rabbimiz Zühruf suresinde buyurur: “Kim Rahman’ın Zikri’ni görmezden gelip ondan uzaklaşırsa biz ona şeytanı musallat ederiz. O şeytan ona can yoldaşı olur.”

“Bu şeytanlar onları yoldan saptırırlar. Onlarsa hâlâ kendilerinin hidayet üzerinde olduklarını sanırlar.”

Ayette geçen “Zikir” (Rahman’ın Zikri) Kur’an’dır.

 

İman, İnsan ve Nefis

Yüce Allah dünyayı bir sınav alanı olarak yaratmıştır. İnsana akıl, fikir, düşünme yeteneği vermiş, kurallar koymuştur. Allah’ın koyduğu kurallara uyanlar, dünya sınavında başarılı olup, hem bu dünyada hem de ahirette mutlu olacaklardır.

Dünyaya geliş nedenini unutup, dünya güzellikleri ve dünya işlerine dalanlar ise şeytana uyup, şeytan ve yandaşları gibi cehennemlik olacaklardır.

Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de insanların şeytandan korunmaları için şu iki konuya çok dikkat etmeleri gerektiğini vurgular;

1)      Yüce Allah’la olan ilişkiyi zayıflatıp, koparmamak.

 

2)      Nefsinin kötü, çirkin, zararlı isteklerine karşı çıkıp, nefsi denetim altında tutmak.

Kur’an’da 295 defa geçen nefs (nefis) ruh, can, insanı insan yapan özelliklerin tümü, insanın özü ve kişiliği anlamlarına gelir. İnsanın istek, düşünce ve davranışlarını nefis yönlendirir.

Kişinin Allah’a sığınıp, O’nun yardımıyla nefsini terbiye etmesi çok önemlidir. İbadetlerin çoğu nefsi terbiye etmeye yöneliktir. Nefis, Allah sevgisiyle, Allah korkusuyla ve Yüce Allah’ın emirlerine uymamakla terbiye edilir.

Terbiye edilmemiş, kontrol altına alınmamış nefis kişiyi daima hoşuna gidecek, zevk alacak düşünce ve davranışlara götürür, ancak bu düşünce ve davranışlar genellikle kişiye, çevresine, topluma zarar verir.

İnsanoğlu çoğu zaman fazla düşünmeden ve Yüce Allah’ın buyruklarına uymadan acele ve hatalı, çirkin, zararlı isteklerine uyup, yanlış işler yapar, yanlış kararlar verir.

Yüce Rabbimiz bu yüzden insanın karar vermeden ve iş yapmadan önce çok düşünmesini şu kurallara mutlaka uymasını buyurur;

“İyilik ve güzellikten sana erişen her şey Allah’tan, kötülük ve çirkinlikten sana ulaşan her şey kendi nefsinden gelir.”

Rabbimiz öfkeyle karar vermeyi ve iş yapmayı da yasaklar. Çünkü öfkeyle alınan kararlar da aceleyle alınan kararlar gibi yarar yerine, zarar verir.

Nefsin terbiyesinde Yüce Allah sabrı önerir. Enfâl suresinde “Sabredin, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” Buyurur.

Nefsin insan yaşamında son derece önemli olmasının nedeni şeytandan gelen etki ve dürtülere çok çabuk kanmasındandır. Nefis, açlığa, sıkıntıya, hastalığa, bölüşüp – yardımlaşmaya, güçlüklere katlanamaz. Olgun insan nefsini yokluğa, sıkıntıya, acıya, güçlüklere alıştırıp, denetim altında tutan insandır.

Yüce Allah şöyle buyurur; “Dünyada nimet ve bereket, ahirette mutluluk Allah’tandır. Kim Ben’i anmaktan vazgeçerse dünyada sıkıntı çeker. Kıyamet Günü de kör olarak haşrederiz.”