Yazma’ sözcüğünün bir çok anlamı vardır.

Ülkemize baskı makinelerinin henüz girmediği yüzyıllarda kitaplar elle yazılır ve çoğaltılırdı.

    Kumaş üzerine motif, desen koymak zordu.Ustalık isteyen bu işi belirli şehirlerimizdeki  ‘yazmacılar’ ve ‘yazma’ ustaları yaparlardı.

    En ünlü yazmacılar İstanbul, Tokat, Kastamonu, Bartın ve Gaziantep’te toplanmışlardı. Evliya Çelebi’ye göre 17’inci yüzyılda İstanbul’da 20 yazmacı dükkanı bulunuyordu.

    Bugün elimizde bulunan ilk yazma örnekleri 16’ıncı yüzyıldan kalma olup, zamanla renk ve desenlerin nasıl çeşitlenip, zenginleştiği açıkça anlaşılır.

    Yazma en çok mendil, baş örtüsü, yorgan yüzü ve giyisilerde kullanılmıştır. Çok renkli seccadeler üretilmiştir.

     Yazma yapmak için önce ipekli veya pamuklu kumaş yıkanıp, kurutulur. Sonra şap ve güherçile karışımı ile astar boyası vurulur.  Yazma, kırmızı veya kırmızı -  mor renk alır. Özel ve kapalı yerlerde asılarak 15 gün veya amonyaklı odalarda bir gün bekletilir.

 

    Yazmanın al rengini alizarin kök boyası verir.

    Günümüzde artık bulunmayan bu kök boya, ardıç kozaları ve cehri ile su dolu kazanlara atılır ve kumaşlar suya basılır. Sırada kazanları ısıtmak vardır. Isıtma, kazanların altında yakılan odunlarla sağlanır. Suyun belirli bir sıcaklıkta olması ve kumaşların sürekli olarak hareket ettirilmesi önemlidir. Aksi taktirde kumaşlar boyayı tam olarak ememezler.

    Boyanan kumaşlar kazandan çıkarılıp, soğuk suyla durulanır ve kurutulur. Şayet kumaşlara başka renkler de katılacaksa iyice kurumaları beklenir.

    Elde edilen renkli ve desenli kumaşlar pırıl pırıl ve evladiyeliktir.

       

  

                       Diğer Yöntemler

 

    Yazma yapımında pek çok yöntem vardır. Her biri gerçek bir sanatkar olan yazma ustaları buluş ve tekniklerinin başkaları tarafından öğrenilmemesine dikkat etmişlerdir.

    Desen yapımında en çok kullanılan yöntemlerin başında tavuk ya da kaz tüyleriyle yapılmış fırçalarla çizilen ve boyanan desenler gelir. Arzu edilirse bu desenler kalıpta basılır.

    ‘Baskı İşi Yazma’ adı verilen bu yöntem çok sayıda yazmanın kısa zamanda hazırlanmasına olanak verir. Ancak, hazırlığı emek ve zaman alır.

 

    Baskıda kullanılacak kalıp, ıhlamur ağacından yapılır. Ihlamur ağacı yumuşak, kolay oyulabilen, zamk ve boya tutan bir ağaçtır.

    Desen ağaca çizilir, sonra küçük bir bıçakla oyulur. Yazmada kaç desen ve kaç renk kullanılacaksa o kadar kalıp hazırlamak gerekir.

    Kalıp hazırlama ustalık ve yetenek isteyen, zor fakat çok zevkli bir uğraştır.

    Yazma severlerin çoğu bir bakışta eserin hangi ustanın elinden çıktığını bilirler.

     Yazma yapımında önceleri mermerşahi denilen ince kumaş kullanılırdı. Sonraları Buldan bezi, Şile bezi ve tülbent kullanıldı. Daha sonraları ise daha kalın kumaşlar kullanıldı.

 

               Karakalem ve Elvan

 

   Tek kalıp kullanılarak beyaz kumaşın üstüne siyah, ya da siyah kumaşın üstüne beyaz boyayla yapılan yazmalara karakalem, beyaz zemin üstüne değişik renklerdeki boyalarla ve kalıplarla yapılan yazmalara elvan deniyordu.

    Kalem işi yazmaların en değerli, en güzel örnekleri İstanbul, Kandilli’de üretiliyordu. Madolyon, çiçekli dallar, tavus kuşu en çok rağbet gören desenlerdi. Yazma başörtüleri kadın ve kızlarımızın vazgeçemedikleri örtüler olmuş, yıllar yılı ‘yazma’ adıyla anılmıştı. Yazmacılık 1970’li yılların sonlarına kadar yaşadı.